Yazılım yaptırmak istemek tek başına net bir ihtiyaç değildir. Bu cümle çoğu zaman bir fikri, bir hedefi ya da bir belirsizliği aynı anda taşır.
Kimi zaman tek bir kişi bir fikrini hayata geçirmek ister. Kimi zaman küçük bir ekip, mevcut sürecinin artık yetmediğini fark eder. Kimi zaman da çalışan bir sistem vardır ama “bir şeyler” yolunda gitmiyordur.
Ama karar noktasına gelindiğinde herkes aynı yerde durur: Kime gideceğim ve buna nasıl karar vereceğim?
Bu noktada sorun genellikle seçeneklerin az olması değildir. Asıl sorun, hangi kriterlerin gerçekten önemli olduğunun bilinmemesidir.
Bu belirsizlik çoğu zaman yazılım yaptırma sürecinin en başında başlar. Çünkü daha ilk adımda, yanlış bir soruyla yola çıkılmış olabilir.
“Yazılım Yaptırmak İstiyorum” Ne Anlama Gelir?
Bu cümle farklı kişiler için bambaşka şeyler ifade edebilir.
Bazıları için bu, net bir ihtiyaçtır: “Şu işi şu şekilde yapan bir sistem lazım.”
Bazıları için ise bu bir arayıştır: “Bir fikrim var ama doğru şekilde mi ilerliyorum bilmiyorum.”
Bazıları da aslında şunu demek ister: “Mevcut düzenim artık yetmiyor ama neyin değişmesi gerektiğinden emin değilim.”
Bu fark netleşmeden verilen her karar, kaçınılmaz olarak yüzeyde kalır. Çünkü aynı cümleyle yola çıkan iki kişi, tamamen farklı şeylere ihtiyaç duyabilir.
Bu yüzden yazılım yaptırma kararı, teknik değil; bağlamsal bir karardır.
Bağlam netleşmediğinde, doğru ekip bile yanlış bir problem üzerinde çalışabilir. Bu da sürecin ilerleyen aşamalarında, organizasyonel kilitlenmelere neden olur.
Neden Herkes Önce Yanlış Şeylere Bakar?
Kararsızlık anında insanlar doğal olarak ölçülebilir olanı arar. Bu yüzden ilk bakılanlar genellikle fiyat, süre, teknoloji ve referanslar olur.
Bunlar tamamen önemsiz değildir. Ama ilk bakılması gereken şeyler de değildir.
Çünkü bu kriterler ancak bağlam netleştiğinde anlam kazanır. Bağlam yoksa en iyi fiyat da, en güçlü teknoloji de yanıltıcı olur.
Birçok kişi aslında şunu ister: “Biri bana net bir şey söylesin ve ben de karar vereyim.” Ancak yazılım projelerinde bu netlik dışarıdan verilmez; doğru sorular soruldukça ortaya çıkar.
“Kime” Karar Vermek Neden Yanıltıcıdır?
Kararı yalnızca ekip, ajans veya kişi seçimine indirgemek, sorunu yanlış yerde çözmeye çalışmaktır.
Doğru ekip, yanlış çerçevede başarısız olur. Yanlış ekip ise bazen doğru çerçevede beklenenden iyi sonuç verebilir.
Asıl belirleyici olan, bu kişi ya da ekibin hangi belirsizliği çözmek için devreye girdiğidir.
Bu net değilse, “kime” verilen karar çoğu zaman sezgisel olur ve sürdürülebilir olmaz.
Sağlıklı Karar Verenler Önce Ne Yapar?
Sağlıklı karar verenler genellikle ne istediklerini değil, neyi bilmediklerini netleştirir.
Kararı hızlandırmaya değil, doğru sıraya koymaya çalışırlar. Hangi kararların henüz verilmemesi gerektiğini bilirler.
Bu yaklaşım, yazılım yaptırma sürecini yavaşlatmaz; aksine uzun vadede hızlandırır.
En Yaygın Yanlış Karar Senaryoları
En ucuz teklifi seçmek, en teknik anlatanı tercih etmek ya da yalnızca “anlaştık gibi hissetmek” çoğu zaman yanıltıcıdır.
Bu kararlar kısa vadede rahatlatıcı görünür, ancak uzun vadede belirsizliği artırır.
Erken verilen tavizler, yazılım projelerinde genellikle geç ve pahalı düzeltmelere dönüşür.
Yazılım Yaptırma Kararı Aslında Ne Zaman Verilir?
Gerçek karar, sözleşme imzalandığında değil; belirsizlikle ilerlemeye hazır olunduğunda verilir.
Bazen doğru karar, hemen bir ekip seçmek değil; henüz yazılıma başlamamaktır.
Bu farkı görebilenler, yazılımı bir hedef değil, bir araç olarak konumlandırır.
Nasıl Bir Çerçeve Kararı Kolaylaştırır?
Kararı kolaylaştıran şey seçeneklerin azalması değil, kriterlerin netleşmesidir.
Beklentiler, kabul edilen riskler ve başarı tanımı netleştiğinde “kime” sorusu kendiliğinden sadeleşir.
“Yazılım yaptırmak istiyorum ama kime ve nasıl karar vereceğimi bilmiyorum” cümlesi bir zayıflık göstergesi değildir. Aksine, doğru sorunun eşiğinde olunduğunu gösterir.
Bu noktada olan birçok kişi, bu netliği tek başına aramıyor. Varsayımları birlikte konuşmak, çoğu zaman süreci hızlandırıyor. Asıl zaman kaybı, yanlış sırayla karar vermekten geliyor.