Aşağıda anlatılan mikro vaka, farklı ekiplerde tekrar tekrar karşımıza çıkan, gerçek bir müşteri senaryosunun sadeleştirilmiş hâlidir. Detaylar özellikle genelleştirilmiş, karar dinamikleri korunmuştur.
Bu bir “başarısız proje” hikâyesi değil. Aksine, her şeyin makul göründüğü bir senaryo.
Proje küçük başlamıştı.
Kapsam sınırlıydı.
Zaman baskısı vardı ama yönetilebilirdi.
Ve tam bu noktada küçük bir karar alındı.
Senaryo
Ürün tarafında ihtiyaç netti:
- İç ekiplerin kullanacağı basit bir uygulama
- Dış kullanıcı yok
- Ölçek beklentisi yok
Bu yüzden şu karar alındı:
“Şimdilik basit tutalım, sonra gerekirse büyütürüz.”
Teknik olarak bu karar yanlış değildi.
Ama hangi varsayımlara dayandığı hiç konuşulmadı.
Alınan Karar
- Hızlı geliştirme önceliklendirildi
- Yetkilendirme basit bırakıldı
- Mimari katmanlar minimumda tutuldu
Bu kararlar o gün için mantıklıydı.
Hatta projeyi zamanında yetiştirdi.
Sorun, bu kararların geçici mi kalıcı mı olduğunun net olmamasıydı.
İlk Kırılma Noktası
Bir süre sonra ürün farklı ekipler tarafından da kullanılmaya başlandı.
Küçük talepler geldi:
- “Şu ekibe de açabilir miyiz?”
- “Bir iki rol eklesek yeter”
- “Sadece şurayı biraz ayıralım”
Hiçbiri büyük değişiklik gibi görünmüyordu.
Ama sistem artık:
- tek bir senaryo için değil,
- birden fazla bağlam için zorlanıyordu.
Kararın Faizi İşlemeye Başladı
Başlangıçta hız kazandıran kararlar şimdi şunlara yol açıyordu:
- Yetkilendirme her eklemede karmaşıklaşıyordu
- Küçük değişiklikler beklenenden uzun sürüyordu
- “Buraya dokunmayalım” cümleleri artıyordu
Tek bir noktada kimse “yanlış yaptık” demedi.
Ama herkes yavaşladığını hissediyordu.
Asıl Sorun Nerede Ortaya Çıktı?
Sorun teknik değildi.
Kod çalışıyordu. Sistem ayaktaydı.
Sorun şuydu:
Başlangıçta alınan kararların hangi koşullarda geçersiz olacağı hiç tanımlanmamıştı.
- Kararların bir son kullanma tarihi yoktu
- Kimse “artık bu karar geçerli değil” demiyordu
Bu yüzden sistem büyüdükçe kararlar sessizce kilitleyici hale geldi.
Geriye Dönüp Bakınca
Sonradan yapılan değerlendirmede şu netleşti:
- Başlangıçtaki kararlar yanlış değildi
- Ama sahiplenilmemişti
- Ne zaman gözden geçirileceği tanımlanmamıştı
Ekip şunu fark etti:
Sorun “basit başlamamız” değil,
basitliği ne zaman bırakacağımıza karar vermemiş olmamızdı.
Bu Mikro Vaka Ne Gösteriyor?
Bu hikâye şunu açıkça gösteriyor:
- Büyük problemler çoğu zaman büyük hatalardan doğmaz
- Küçük, makul ve sorgulanmayan kararlardan birikir
Ve en kritik nokta şudur:
Bir kararın kendisi kadar, ne zaman tekrar ele alınacağı da karardır.
Kapanış
Mikro vakalar bize şunu öğretir:
- Projeleri kilitleyen şey karmaşıklık değil
- Gözden geçirilmeyen basitliktir
Bu yüzden sahada en çok işe yarayan refleks şudur:
“Bu kararı hangi koşulda tekrar konuşacağız?”
Bu soru sorulmadığında,
en masum kararlar bile zamanla ağırlaşır.